ÖĞRENCİLERİMİZDEN

 


6/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   NAGİHAN SEÇKİN'DEN :

   A: adam, Y:yardım hattındaki kişi

A- Allloooooo
Y-wordperfect yardım hattı buyrun , nasıl yardımcı olabilirim?
A-wordperfect te bir sorun oldu.
Y-nasıl bir sorun?
A-yazı yazıyordum birden bütün kelimeler gitti.
Y-gitti mi?
A-yok oldu.
Y-ekranda şu anda ne görüyorsunuz?
A-hiçbirşey.
Y-hala wordperfect programın da mısınız yoksa çıktınız mı?
A-bunu nereden bileyim.
Y-ekranda bir "c" harfi görüyor musunuz.
A-bir "hece" mi?
Y-boş verin.ekranda yanıp sönen bir çizgi var mı?
A-söyledim ya hiçbirşey yok.
Y-moniter üstünde yanan bir lamba var mı?
A-monitör ne?
Y-ekranı olan yer,televizyon gibi.çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mı?
A-bilmiyorum.
Y-monitörün arkasına bakın , oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım.görebiliyor musunuz?
A-evet.
Y-harika , o kabloyu takip edin elektriğe bağlı mı bana söyleyin.
A-bağlı.
Y-harika.monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz , yoksa iki tne mi?
A-görmedim.
Y-tekrar bakar mısınız,ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
A-evet gördüm.
Y-tamam şimdi onu takip edin bilgisayara bağlı mı diye bakın.
A-kabloya ulaşamıyorum.
Y-ulaşmayın bağlı mı diye bakabilir misiniz?
A-olmuyor.
Y-bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
A-eğilmek dert değil karanlık olduğu için bakamıyorum.
Y-karanlık?
A-ofisin ışıkları kapalı pencereden gelen ışık yetmiyor.
Y-ofisin ışıklarını yakın.
A-yanmaz.
Y-neden?
A-elektrikler kesik.
Y-elektrikler mi ke****tanrım?(kısa bir sessizlik).bilgisayarın kitapları,kutusu herşeyi duruyor mu?
A-ewet dolapta.
Y-şimdi bilgisayarı sökün aynı şekilde kutularına yerleştirip aldığınız yere iade edin.
A-durum bu kadar kötü mü?
Y-korkarım öyle.
A-peki tamam onlara ne diyeceğim?
Y-"ben bilgisayar kullanamıyacak kadar gerivites zekalıyım diyeceksiniz"

 


 

 

 

 

5/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   TAYFUN ÇAVDAR'DAN :

 

 

 

 

Öğrenci Sözlüğü

 

Atmak : Ders anlatmak
Asmak : Sözlü günü yapılan gezi
Cesur : Kopya çeken kimse
Çöp Kutusu : Basket potası
Dalga Geçme : Ders dinleme
Disiplin : Öğretmenin kozu
Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık
Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık
Gardiyan : Nöbetçi öğretmen
Hastalık : Mazeret
Hayır Sever : Kopya veren
Okul : Hapishane
İnekleme : Çok ders çalışma
Karne : Loto Kuponu
Şaşkın : Yeni öğrenci
Tebeşir : Cephane
Komedi : Yazılıların açıklanması
Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban
Çıkış Zili : Can kurtaran
Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi
Not Defteri : Loto kağıdı
Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı
Öğretmen : Ahiret sualcisi
Sınıf : Muhabbethane
Ödev : Angarya
Sınıf Geçmek : Tahayyül
Sınıfta Kalmak : Küme düşmek
Teneffüs : Kudurma saati
Giriş Zili : Cenaze marşı
Masal : Anlatılan ders
Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi
Düasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri
Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri
İstenmeyen Gün : Pazartesi
İstenen Gün : Cuma
En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha...

 


6/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   TEKİN TETİK'TEN :

 

BİLGİSAYAR BEDDUALARI

1- netten 50 mblik bir dosya indirirken, bitmesine
İki dakika kala elektrikler kesile de mosmor ol inşallah!
2- chat yaparken kapı zilin çala!
3- mausunu kedi yesin!
4- içtiğin çay klavyeye dökülsün!
5- arama motorlarına giremeyesin!
6- hitin düşsün, liste sonu ol!
7- posta kutuna iki ay mail gelmesin!
8- üç vakte kadar bağlantın kopsun inşallah!
9- klavyenin sesli harf tuşları basamaz olsun da,
Sevgiline mektup yazamayasın!
10-windowsun çöksün msn kopsun da
Ele güne muhtaç ol innnnşallah!
11-kafana harddiskler kadar taş düşsün!
12-kodlarını yanlış yazasın da
Web sayfası yapamayasın ya rabbim!
13-askerliğini uzun dönem yapasın da,
18 ay nete bağlanamayasın!
14-2 senedir yazmaya çalıştığın 500 sayfalık roman dosyana virüs girsin de,
Edebi hayatın bitsin!
15-bütün beddualarım tutsun da iflah olamayasın inşallah!


 MEZUN  ÖĞRENCİMİZ   MUZAFFER DURGUT'TAN :

 

ZAMANE  KABADAYISI                                                                                                                                                                 

Silmek istediği bir dosyayı shift+del kombinasyonu ile siler, geri dönüşüm kutusu kullanmaz, tükürdüğünü yalamaz.

Windows gezgini kullanmaz, aradığı dosyayı anında bulur.

Ip'sini gizlemez.

Windows xpde bir hata olduğunda hata raporu göndermez, ispiyonculuk yapmaz, hoşgörülüdür.

Ms office yardımcısını da diğer yazılımların yardım menülerini kullanmaz.

Bilgisayarcı kültürüne saygı gösterir. "tek rakibim amd", "rahmetli de x386'ydı", "bir sana hasretim bir de 3ghz cpu hızına", "windows'un ustasıyım, linux'ın hastasıyım" gibi sözleri ağzından düşürmez.

Imac gibi renkli, cicili bicili bilgisayar kullanmaz.

Görev zamanlayıcı kullanmaz, kafasına estiğinde defrag yapar.

İnternette sörf yapmaz, olsa olsa tavla oynar.

Antivirüsle, spyware ile uğraşmaz. gerekirse format basar.

Multimedya klavye kullanmaz.

Laptopun dokunmatik faresini kullanmaz, normal fare takar.

Işıklı-janjanlı kasa kullanmaz.

Ekran koruyucu kullanmaz.

Overclock yapamıyorum diye ağlamaz

Sistemi eski de olsa onu hor görmez, sahip çıkar.

"bilmiyordum yanlış yaptım pc bozuldu" demez. "sinirlendim vurdum tekmeyi, bozuldu" der.

Markalı pc almaz, kendi pc'sini kendi toplar.

Amd 3000+'ı 2.6ghz'e overclock ederken yanan işlemcisini servise götürdüğünde adam gibi doğruyu söyler, "abi açtım çalışmadı" demez. "ne biçim işlemci bu, adam gibi overclock yapılmıyor" der.

Bilgisayar ayarlarını kurcalamaktan kaçınmaz. gerekirse bozar ama yine de kurcalar.

Sınır tanımaz! adsl limiti 3gb ise 2.9'da durmaz, sörfe devam eder.

Hızlı yazayım derken yaptığı yazım yanlışlarını silmekle uğraşmaz, hemen enter'a basıp gönderir.

Sabit diskden, fandan, cpu'dan çıkan seslerle huzur bulur.

Fedakar olur, yaz sıcağında kendisi boncuk boncuk terlese bile vantilatörü kasadan içeri doğru tutar.

Mouse kullanmaz, klavyedeki hünerlerini her yerde gösterir.

Xp'sini windows klasik temasıyla kullanır. şekerci dükkanı gibi kullanmaz.

Dial-up'ında "save password" demez, tüm şifrelerini hatırlar hepsi de farklıdır.

My pictures veya my music klasörlerini kullanmaz, aksine siler.

Usb'den kahve ısıtıcı kullanır. mutfağa gitmez. kahvesini yudumlarken kullandığı ıcQ'sunda yazışacak birini bulursa, klavyeyi on parmak kullanmak için kahve tutacağı olarak dvd-rom'unu kullanır.

Boş usb yuvası bırakmaz hepsini doldurur.

Gecenin bi vakti bile olsa bilgisayar başında atletle şortla oturmaz.

İşlem yapıyor ikonu olarak kum saati yoktur. tesbih çeken, volta atan kadir inanır bakışlı insan modeli vardır.

Yazılımların lıte sürümlerini kullanmaz.

Ctrl+alt+delete ile uğraşmaz direkt reset atar.

Sevdiği kızın adını ağaca değil, monitöre kazır.

Ayna önünde değil, web cam yardımıyla monitör önünde tıraş olur.

128 mb usb bellek taşımaz, babalar gibi 80 gb sabit disk taşır.

Quickformat atmaz.

Yamasını kendi yapar, internette yama aramaz.

Bulduğu windows açıklarını kendi kapatır.

Sistemini power tuşuyla değil anakartın üzerinden kısa devre yaptırarak açar.

Disket sürücüsünden vazgeçmez.

Evinde evcil hayvan yerine virüs besler.

Tıklamaz "basar".

Pencereleri ve bilgisayarı fareyle kapatmaz, alt+f4 kullanır.

Renkli, cicili bicili windows media player arayüzü yerine, siyah arayüzlü winamp kullanır.

Uzaktan yardım kullanmaz, hatalı bilgisayar nerdeyse oraya gider.

Beta program kullanmaz.

Optik sürücüyü asla tuşuyla kapatmaz, eliyle iter.

Ie'nin verdiği hatalara sinir olmaz onu bağrına basar yine kullanır.

Klavye bozulduğunda çöpe atmaz oturur can yoldaşını tamir eder...edemezse etirir

 


 

 

8/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   TUĞBA EFE'DEN :

TEDAVİSİ YOK

Aşağıdaki  maddelerde anlatılan durumların tedavisi yokmuş:))

01-Kardan Adama Tekme Atma Veya Bozmaya Çalışma

02- Yeni Atılmış Bir Betona Basma Veya İsim yada Numara Yazma

03- Gazete ,Kitap veya Dergilerdeki Resimlere Sakal, Bıyık ve Gözlük Yapma

04- En İyi Arabayı Ben Kullanıyorum Zannetme

05- Cep Telefonu Kullanımının Yasak Olduğu Yerlerde İllede Telefon İle Konuşma

06- Kar Topunun İcine Buz veya Taş Koymak

07- Belediyenin Duraklara Koyduğu Saatleri Söküp Duvar Saati Yapma

08- Kumsalda Deve Güreşi Yapma Hastalığı

09- Şahin Marka Arabayı Doğan Görünümlü Yapma

10- Ağaçlara ve Banklara Kalp ve İsim Baş Harflerini Kazıma

11- Dersini Çalışıp Sınıfını Geçeni İnek Sayma

12- Mesleki Ünvanımızı İngilizce Söyleme

13- Tiki Olanların Tiki İle Kasıtlı Uğraşma

14- İskambil Kağıtlarından Kule Yapan Birinin Kulesini Bozma

15- Cep Telefonu İle Bağıra Bağıra Konuşma Hastalığı

16- Reklam İçin Asılan Afişleri Yırtma Hastalığı

17- Tuvalet Duvarını Defter Sanma

18- Otobüs Duraklarına yazılar  yazma

19- Trafikte Bizi Gecen Arabayı Yakalayıp İllede Geçme Hastalığı

20- Sinyal Verir Vermez Şerit Değiştirme. Olası Bir Kazada Sinyal Verdik
Görmedinmi Deme

21- Ara Yoldan Ana Yola Cıkacak Araca Yol Vermeme

22- Ünlü Birini Görünce Ona El Sallama

23- Ünlü Birini Görünce Fotoğraf Cektirip Samimi Havası Verme

24- Yaşamadığımız Bi Olayı Yaşamış Gibi Anlatıp Ona Kendini Bile İnandırma

25- Otobüs Durağa Yanaşınca İlle Ön Kapıdan İnme Hastalığı

26- Otobüs Koltuklarını Yırtma ve Üzerlerine Yazı Yazma

27- Minibüs Şoförüyseniz Beğenmesen Bile Mutlaka Kral Fm Dinleme

28- Kırmızı Işıkta Beklerken Yeşil Işık Yanar Yanmaz Kornaya Basma

29- Trafikte Beklerken Burun Karıştırma

30- Kimsenin Bilgisi Olmayan Bi Konuda İleri Geri Sallama

31- Faturaları Hep Son Gününde Ödeme

32- Kar Yağınca Eve Bolca Ekmek Alma

33- Meydana Konan Güvercinlerin Üzerine Koşup Onları Kaçırma

34- Evlilerin Bekarlara "Sakın Ha Evlenme"  Demesi

35- Aynı Filme Giden İnsanların Filmden Çıktıktan Sonra Filmi Birbirlerine
Anlatması

36- Eline Silah Gecen Birinin Hemen Silahla Şaka Yapması

37- Arabayla Yolda Giderken Tanıdık Birini Görünce Üzerine Sürme

38- Takım Elbise Giyince Elini Cebine Sokma Hastalığı

39- Takımı Galip Gelince Havaya Silah Sıkma

40- Meslek Arkadaşlarına Mesleki Şakalar Yapma

41- Yazılıdan Yüksek Not Alınca "Ben Aldım"  Düşük Not Alınca "Hoca Verdi"  Hastalığı

 


 

5/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   ÇETİN ERGÜL'DEN :

 

Sigaranın faydaları bulundu !!!!!!                

Türkiye'de İlk Defa Sigaranın Faydaları Bizde !!!!!!



Sigara içeni köpek ısırmaz
Çünkü yanında baston taşır

Evine hırsız girmez
Çünkü sabahlara kadar öksürür

Üzerine sinek konmaz
Çünkü buram buram nikotin kokar

Fazla yorulmaz
Çünkü yorulunca tıkanacağını bilir

Yürümek için zorlanmaz
Çünkü tekerlekli iskemlede gezdirilir

İhtiyarlamaz
Çünkü genç yaslarda sevdiklerine kavuşur

Sigara içenlerin ayrıca:

Yüzlerine renk gelir
Çünkü dişleri ve bıyıkları sapsarı olur

Vücutları bir kus gibi hafifler
Çünkü ileri donemdeki dolaşım bozukluğundan ötürü önce parmakları,
sonra da el ve ayakları kesilir ...

 


 

  8/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   UMUT AYYILDIZ'DAN :

 

 DÜNYAYA KALICI ESERLER BIRAKIYORUZ...


>>> Eyfel Kulesi'nin en üst katinda, balkonu çevreleyen korkuluklarin
        üzerinde, "Gülü bir gün, Felek'i her  gün, gülü solana kadar,

        Felek'i ölene kadar sevecegim" yaziyormus.

>>>Notre Dame Kilisesi'ndeki kulenin en tepesinde, doğu tarafina
       bakan  duvarda  koca koca harflerle "T.C.   EMINE" yazisi varmis.

>>>Avustralya'daki ünlü Bonde plajini çevreleyen duvarin bir yerinde,

       devasa  harflerle, "Nuray ara beni kusum"  yaziyormus.


>>>Isviçre'nin Basel kentindeki en büyük kilisenin duvarinda "Ibrahim
       Tatlises  tek tek" yaziyormus.

>>>Suudi Arabistan, Medine garindaki istasyonun duvarinda, "Tekrar  gelecegiz"
       yaziyormus. Altinda da  "Osmanlı  " imzasi  varmis.

>>>Malum, Londra'nin Greenwich kentinden 0 meridyeni geçer. Temsili
       olarak  duvara metalden bir çizgi çekilidir.

       Tam o çizginin yanında, duvarda, "Burayi da gördüm ya,
        artik  ölsem de gam yemem! "yaziyormus.

>>>Meksika'daki Maya tapinaklarinda, en büyük piramitin bir odasinin
       duvarina,    "Ne mutlu Türküm diyene!"     yazisi kazinmis.

        GİDİP    GÖRENLERDEN   DERLENMİŞTİR...

 


 

 6/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   HASAN ÇETİNKAYA 'DAN :

 

          BİRAZ DA FIKRA...

 

Aptal 

 İşadamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir. Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, işadamının kulağına fısıldar, "Bu çocuk var ya, dünyanın en aptal çocuklarından biridir ! Bak; dikkat et simdi..." Berber çocuğa seslenir: "Ali, buraya gel !". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde besyüzbin, diğer elinde beşmilyon'luk bir banknot olduğu halde çocuğa sorar, "Hangisini istiyorsan alabilirsin ?" Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır. Berber işadamına döner ve gülerek, "Gördün mü? Sana söylemiştim." der. Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ilerde kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar. Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir: "He he he...Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter !"

 

10 Zenci

Köleler çiftlikten kaçarken sihirli lamba bulmuşlar ve cini lambadan çıkarmışlar.Cin 10 zenciye sormuş: Dileyin benden ne dilerseniz. Birer dilek dileme hakkiniz var. 1.zenci 'beyaz olmak istiyorum' demiş, olmuş. 10.zenci tebessüm etmeye başlamış. 2.zenci de beyaz olmak istediğini söylemiş, olmuş. 10.zenci sırıtmaya devam etmiş. 3.zenci de beyaz olmuş dilediği dileğiyle... 10.zenci kıkırdamaya başlamış. 4.zencinin de isteği aynı... 10. zenci gülmeye devam... 5,6,7,8 derken 9.zenci de beyaz olma yönünde isteğini kullanmış. Sıra 10.zenciye gelmiş ama adam yerlerde... Gülmekten geberiyor. Cin isteğini sormuş... Adam nefes almaya fırsat bulduğu bir ara isteğini garip bir böğürtü ile belirtmiş: "HEPSINI ZENCI YAP!".

 

Kör Pilot 

 Yolcular uçağın yanında otobüsten
inmişler...Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş içinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler... Yolcular fena halde sasırmışlar... Nasıl şaşırmasınlar... Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant, yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması...Tasmanın ucunda bir köpek... Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa... "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa... Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış... Yolcular endişelenmeye başlamışlar... Uçak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış... Uçak iyice hızlanmış... Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. Uçak son hiza ulaşmış.Bu arada pistin sonuna da ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çiğliği basmışlar... Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş... Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmış. Derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:Biliyor musun?
demiş Bir gün çiğlik atmayacaklar ve hepimiz öleceğiz...

 


 

7/A SINIFI  ÖĞRENCİLERİMİZ   FATMAGÜL TEZCAN,AYŞENUR ETİ, GÖKÇE AKDENİZ,ÖZGE ÇAKAR'DAN :

 

YAZILILARDA VERİLEN ORJİNAL CEVAPLAR

 

Türkiye'nin özel konumunu açıklayınız.


Türkiye çok özel bir konuma sahiptir. Özel bir konuma sahiptirden dolayı özel konum başka kimseyi ilgilendirmez. Ama etrafımızdaki devletler özel konumumuza karışıp dururlar. Halbuki hiç karışmamalılar.

( Ortaokul-2 ) 

Boylam nedir?


Mesela kapının oraya gittiyimizde boyunuzu ölçebilirsiniz, buna boylam denir.

( Ortaokul-2 ) 


Ovalar kaça ayrılır?


Dörde ayrılır: Yeşil ova, kurak ova, ağaçlık ova ve güllük gülüstanlık ova.( Ortaokul-2 ) 
Ovalar dörde ayrılır. Doğu, batı, kuzey, güney.( Ortaokul-2 ) 
Çukur ova, düzlük ova ve yamuklu ova diye üçe ayrılır.( Ortaokul-2 ) 


Erzincan'daki depremzedeler için neler yapmalıyız?


Oraya gidip, depremzedelere yardım etmeliyiz, hal hatırlarını sormalıyız. Depremzedelerin sobalarını yakmalıyız, yorganlarını üstlerine örtmeliyiz. Acıkanlara çorba filan içirmeliyiz. ( Ilkokul-5 ) 

SAKLA SAMANI GELİR ZAMANI


Bir Arkadaşımız bir şey isterse vermeyiz, ama bir kalem veya silgi isteriz.
O da bize vermez. Komşunun oğlu veya kızını okula savacak kitabı yoksa komşununda varsa vermeli, zamanı gelince o da ona verir.
Türkiye Irak'a ödünç silah vermezse Türkiye'de bir savaşa girdiğinde Irak'ın aklına şıpadanak gelir ve Türkiyeye yardım eder.
Örneğin Spor kulüpleri Trabzonspor Fenerden ödünç para vermesi lazım, vermese bile Fenerin Trabzonspora işi düşer. Zamanı geldiğinde Trabzonda Fenere vermez.
Büyük Türk gençleri birbirine bir ev kiralar, zamanı gelince o evi veren büyük Türk gencinin alın terini, emeğini eline koymalıdır. Bir ailenin ineği hastalanmış veteniren aramaya koyulur.
Diğer komşunun evinde telefon vardır. Telefonu açmaya izin vermez inek orada ölür. Aradan yıllar geçer o telefonu açmaya izin vermeyen komşununun oğlu hastalanır.
Aha işte şimdi zamanı geldi.Onun evindeki telefonu bozuldu. Onun evinde telefon var ve telefon açmaya gidemez. Ya işte saklasaydın samanı gelirdi şimdi zamanı

AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT


Ayağını yorganına göre uzatırmısın. Ayağını çekyata göre uzat. Yani ayağını belirli bir yere kadar uzat. Ayağını yorgana göre uzatmazsan ayağın açıkta kalır ve ölürsün Kendine dikkat ol. Biz kendimize dikkat olmazsak ölürüz, üşütüp güme gideriz.
Nineler kendilerine dikat etmezseler ölürler. Dedelerde bakımsızlıktan ölürler veya açsızlıktan da ölürler. Babaannelerde yaşlılıklarından ölürler.Veya kalpten de gider hiç haberleri olmaz.yaşlı babalar kalpten bakımsızlıktan, kansızlıktan ölebilirler.
Yeni doğmuş bebeklerde mamasızlıktan ölüyorlar. Bir gelin yeni evlenmiş gelin eve gelmiş. Ana ve baba sevincinden ölmüş. Şimdi oniki, onüç, ondört yaşlarında kalpten gidenler oluyor. ( Ortaokul-1)

AYAĞINI YORGANINA GÖRE UZAT


Küçükken yorganımız küçük olur. Bu nedenle ayağımızı toplayıp toplayıp yatmalıyız. Ayağımız yorgandan taşarsa üşütüp yataklara düşeriz. Ayaklarımızı toplayıp toplayıp yatarsak hiç bir şey olmaz. Bu atasözü başka anlamalarda da olabilir.
mesela ayağını yorganına göre deyil de defterini yazabildiğin kadar aç gibidir. Ayağını yorganına göre uzatmazsan kötü ve acil durumlara düşebiliriz. Ayağın yorgandan dışarı kalırsa üşüyebilir veya sivrisinek ısırır. ( Ortaokul-1)

DÖRT HALİFE DEVRİNDE "HAKEM OLAYINI" AÇIKLAYINIZ.


- Hazreti peygember efendimiz zamanında yapılan maçta kavga çıkmış. Musrikler müslümanlara saldırmış, bu olaya hakkemde karışmış. En son kararı da hakkem vermiş. Onun için bu olaya hakkem olayı denilmiştir. Maçlarda 3 hakkem vardır. Maçı kontrol eden hakkem, orta hakkem, yan hakkem. ( Ortaokul 2)


KASABAYI KİM YÖNETİR?


- şerif ve adamları ( İlkokul 5)



YÖNÜMÜZÜ NASIL BULURUZ  ?


- Yolda gidiyorum bir adama rastladım aha bu yoldan gideceksin dedi giderim. Sora sora Bağdat'ı bile buluruz ki. ( Ortaokul 2)

 

 

KIRMIZI IŞIK NE DEMEKTİR ?

 

- Lamba bozuktur. ( Orta 3 )

 

JANDARMANIN GÖREVİ NEDİR ?

 

- Karşiki dağlar jenderme jenderme...( Orta 3 )

 

TRAFİK NEDİR ?

 

-Trafik yaya yolunun kara yoluyla köprüler  banketlerle arabaların  bisikletle olmasıdır. ( Orta 3 )

 

FILL IN THE BLANKS WITH WAS-WERE.

(BOŞLUKLARI WAS-WERE İLE DOLDURUNUZ.)

 

doldurdum at school yesterday.( Orta 3 )

 

DEVLETİN YASAMA ORGANLARINI YAZINIZ.

 

Aciğer karaciğer kalp gibi.( Orta 3 )

 

" ÜZÜM ÜZÜME BAKA BAKA KARARIR. "SÖZÜYLE İLGİLİ KOMPOZİSYON YAZINIZ.

 

Hocam valla doğru.Annemle pazara gittiydik bi kara bide sarı üzüm aldık.sora eve geldik amcamlar bize gelecekmiş.annem üzümleri çekyatın altına sakladı.Unutmuşuz sora bi açtıkki sarı üzümde kararmış.Atalarımız doru demiş kararıyo ben şahidim. ( Orta 3 )

 

"AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR."KOMPOZİSYON.

 

Şimdi hocam ağacı sulsrsak yumuşar kolayca eğebiliriz. Demekki insanada küçükken çok su verirsek yaşlanınca belleri bükülmez.olay budur.( Orta 3 )   ( Bu uzun bir kompozisyondur.Biz sadece giriş bölümünü aldık.)

 


 

8/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   GÜRHAN AŞGA'DAN :

 

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN   ???

 

Yeryüzünde insanlar ya sigara içerler ya da içmezler.
Içenler, sigaralarini çakmak ya da kibritle yakarlar.
Ve bunlarin bir kismi da kanserden ölür.

Ama, dünyada demir çelik haddehanesinde çalisan hiçbir isçinin,
sigarasini yakmak amaciyla 600 tonluk pres makinesinin arasindan emekleyerek
geçip 2450 santigrad sicakligindaki firina ulasmaya çalisirken can verdigi
görülmemistir. Diyorsanız yanılıyorsunuz;Türkiye'de
görülmüstür.Karabük'te...

Bütün dünyada hasarat,özellikle sivrisinek vardir, buralarda da sinek
ilaci kullanilir. Ama, sivrisinek yutup da midesine kaçan sinegi öldürmek üzere agzina
Shelltox sikmak suretiyle zehirlenip ölen yoktur diyorsanız yanılıyorsunuz;
Türkiye'dedir.Istanbul, Sultanbeyli.

 Dünyanın her yerinde insanlar berbere gidip tiras olurlar ama, hiçbir berber, rahatlatmak amaciyla müsterinin kafasini saga sola kanirtirken adamin boynunu kirip onu öldürmemistir diyorsanız yine yanılıyorsunuz;Türkiye'de öldürmüstür.Erzurum'da.

Örnegin, bir bankamatikten para çekmek için dügmeye bastiginizda elektrik çarpmaz ve ölmezsiniz... Türkiye'de ölürsünüz.Bozcaada

 Örnegin, hiçbir yerde, otoyolda giderken radyoda duydugu göbek havasi esliginde göbek atmak için arabayi 'sag seride çeken' ve az sonra da arkadan gelen arabanin çarpmasi sonucu ölen olmamıştır diyorsanız demekten vazgeçin; Türkiye'de olmuştur.Adapazari.


Nüfus sayim günü sokaga çikma yasagi nedeniyle bombos otoyolda (Dünyanın
hiçbir yerinde böyle bir sey yoktur ve olamaz) sayim görevlisi 'bariyerlere' çarpip ölmez. Türkiye'de ölür.Gebze.


Dünyanın hiçbit yerinde, ayni isyerinde biri gece, biri de gündüz vardiyasinda çalismakta olan ve her ikisi de 'mobilet' kullanan bir baba-ogul, birisi isten çikip eve gider, öteki evden ise gelirken bir kavsakta karsilasmazlar ve birbirlerine selam vermek için ellerini kaldirinca çarpisip her ikisi de ölmezler diyorsanız, demek ki Türkiye'yi bilmiyorsunuz; Konya.


Gemi mühendisi kazani kontrol etmek için kazana girdiginde biri gelip kazanin kapagini kapatmaz ve sonra da gemi yola çikmaz. Ama burası Türkiye. Kocaeli,Dilovasi.

Bir adam ayakkabisinin içine kaçan tastan kurtulmak için elektrik diregine
yaslanip ayakkabisini çikarip silkelediginde, yoldan geçen bir baskasi onu
elektrik çarptigini sanmaz ve elektrikle baglantisini kesmek amaciyla kafasina kürekle vurarak onu öldürmez sanıyorsanız hakkaten yanılıyorsunuz!Rize.


Çünkü dünyanın hiçbir sehrinde, 'Buralarda bir pideci varmis, ne tarafta acaba? sorusuna Kiymali mi, peynirli mi?' diye cevap verilmez...Güler misin, aglar misin ?

 


 

 

 7/A  SINIFI ÖĞRENCİMİZ  FIRAT DİNDAR Kendisi yazmıştır...

       EVRENCİK
 
    Evrenciğin çiçekleri,
    Çok güzeldir yeşili,
    Dağı,taşı ,ormanı ,
    Pek güzeldir evleri.
 
 
    Hayvancılık çok yapılır,
    Ova çeşmesinde otlar yarışır,
    Abbasın derede inekler sulanır,
    Kamber ağanın kuzular yukarıdan bağırır.
 
 
    Etrafı ormanlarla çevrili,
    İçinde her türlü ağaç ve bitki,
    Biz ormana gidince ,
    Duyarız birçok kuş sesi.
 
 
    Dağı, taşı, deresiyle,
    Koyunu, keçisi, ineğiyle,
    Türlü türlü güzellikleriyle,
    Çoook severiz Evrenciği...


 

   6/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   NAGİHAN SEÇKİN'DEN :

 

   İLGİNÇ SORULAR                                                                         

 

·          Süper yapıştırıcı her şeyi yapıştırdığı halde,niçin içinde bulunduğu tüpün iç kısımlarını yapıştırmamaktadır.

·          Yüzmek zayıflatıyorsa, balinalar neden zayıflamıyorlar?

·          Eğer bugün hava sıcaklığı O ˚C ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa,yarın hava kaç derece olacaktır?

·          Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?

·          Eğer uçağın kara kutusu, kaza anında parçalanmıyorsa, neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden     yapılmaz?

·          Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde “teflon” tavaya nasıl yapışmıştır?

 


 

   7/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   MUSA  EFE 'DEN :

 

   İLGİNÇ HABERLER

 

1.              Bir otobüs şöförü, yol kenarındaki kazaya bakarken otobüsü devirdi; 6 ölü.

2.              Bıçaklanan adamın arkadaşları, 5 dakika mesafedeki İzmit Devlet Hastanesi yerine “Tanıdık doktor var.” Diyerek       Gölcük’e götürürken, yaralı yolda can verdi.

3.              Evine gelen dolgun elektrik faturasını gören Kemal Derviş, “Bu faturalar herkese böyle mi geliyor? “ dedi.

4.              Malatya’da bir hırsız, çaldığı malları koyduğu yerde bulamayınca, polisi aradı.

5.              Bülent Ecevit dramatik bir tonda, “ Barış değil, savaş istiyoruz.” Dedi.

6.              Rize ve Giresun’da iki ayrı kişi, kendi kestikleri ağacın altında kaldılar.

7.              Samsun’da kurusıkı diye gerçek mermi koyan iki kişi, birbirini yaraladı.

8.              Gaziantep’te bir adam, kazının yavrusunu yiyen kediyi, pompalı tüfekle vurdu. Kedinin  sahibi de, döner bıçağıyla adamı öldürdü.

9.              Silifkeli Ünal Pişirgen, inek maketinin içine koyduğu soğutucudan sağıp sattığı ayrana, “İnek Kola” adını verdi.

10.           Vanlılar, Köy-kent projesi için gelen  Dünya Bankası yetkililerine,”Biz kent istemiyoruz, inek verin yeter.” Dedi.

11.           Konya’da birkaç akıl hastası, hastabakıcının anahtarını çalarak kaçtı.

12.           Keje dizisi çekimlerinde, rol gereği biri bıçaklandı.Orada bulunan bir tinerci, “Güçsüz birine saldırmak olur mu?” diyerek iki kameramanı kalçasından bıçakla yar

 


 

8/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   GÖKSEL  ÇİÇEK 'TEN :

 

FIKRALAR

 

      OLMAZ Kİ

İki laz kardeş bir Pazar günü sandal kiralayıp balığa çıkmışlar. Bir süre açıldıktan sonra oltalarını çıkarıp balık    avlamaya başlamışlar. Aradan yarım saat kadar geçtikten sonra sandal avlanan balıklarla dolmuş. Kardeşler balığın bol olduğu bir yere geldiklerini anlamışlar. Biri diğerine:

-Ahmet buraya bir nişan koy. Haftaya gene buraya gelelim. Dedi.

Sahile döndükleri zaman hatırlattı:

-Ahmet, nişan koymayı unutmadın, değil mi?

Ahmet:

-Hayır, unutmadım. Olduğumuz yerde sandalın ucuna tebeşirle çarpı işareti yaptım.

Kardeşi bu cevaba çok kızdı:

-Hiç böyle bir şey yapılır mı? Haftaya aynı sandalı kiralayacağımızı nereden biliyorsun?

 

            PİPO
 Lazlar kahvede otururken arkadaşlarından biri içeri girmiş :
- Temel, ineklerinden pipo içen var mı ?
- Yok
- O zaman ahırın yanıyor

 

 

   GEZİ

 Temel'le Dursun ormanda gezerken bir ara Dursun Temel'e seslenir:

 -Temel,şu ormanın guzeligine bak!

 Temel:

 -Agaçlardan göremiyorum ki.

 

   BOMBA

İki asker çadırda uyuyorlardı. Birden bir gürültüyle yerlerinden fırladılar.Biri diğerine sordu:

-Bomba mıydı, yoksa gök gürültüsü mü?

Diğeri cevap verdi:

-Bombaydı galiba.

-Aman çok şükür. Benim gök gürültüsünden ödüm kopar.

 

ŞAMPİYON

Adam plaja geçmiş, denize girecek ama elbiselerini biri çalacak diye korkuyor. Ne yapsın?

Düşünmüş, taşınmış, elbiselerin üzerine” Bu elbiseler, dünya ağır siklet boks şampiyonuna aittir.”

Diye bir not bırakmış.  Zavallı adam dönünce bir de bakmış ki elbiseleri yok.

 Elbiselerin yerinde başka bir not: “Bu elbiseleri çalan Dünya maraton şampiyonudur.”

 

KARNE

 Çocuğun elindeki karneyi alan babanın rengi kıpkırmızı oldu.

-Böyle bir karne getirmeye utanmıyor mususn? Diye söyledi.

Çocuk, kendinden emin ve gülerek cevap verdi:

-Babacığım bu karne senin, annem sandıktan çıkarmış.

 

KEVSER

İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.. Ders Kur'an-ı Kerim'dir.

Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:"Fatih" diye cevap verir.. Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum

Fatiha suresini oku bakalım.."..cocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir.

Mufettiş yine sorar.."İsmin ne çocuğum?"..çocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler

 

KAYNANA

Temel kahveye girmiş.Üstü yırtıkmış.N'oldu diye sormuşlar.

   -Kaynanamı gömdük.

   Kahvedekiler:

  -Iyi de bu halin ne?

  -Biraz direndi de.

 

   AĞAÇ

 Hoca kırda dolaşırken, adamların bağa çubuklar ektiğini görmüş ve sormuş:

 -Hele, merhaba ağalar. Bu çubuklar burada tutar mı?

 Adamlar:

 -Çubuklar da söz mü adamı diksen büyür. Demişler.

 Hoca, inanamaz:

-                                       Öyleyse beni dikin şuraya, bakalım ne biçim yemiş vereceğim?

Hoca’ yı yarı beline kadar gömmüşler. Tek başına vakit geçer mi. Sıkılmış ve kendini söküp adamların yanına gitmiş. Adamlar :

-Bre efendi ne diye yerinde durmadın?

Hoca:

-Vallahi birader, ben yerimim sevmedim. Yerini sevmeyen ağaç tutar mı? Tutmadım işte.

 


 

 6/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   TEKİN TETİK 'TEN :

 

     LAZ SORULARI

  - Bir laz pilot uçağı nasıl uçurur?..
    Dinamitle.
 

   -Bir laz gülmekten katıla katıla ölmüş..
   Otopsi yapmışlar... Espriyi bulamamışlar.
 

  -Bir lazı sınıfta nasıl teşhis edebilirsiniz?..
   Öğretmen tahtayı silerken o da defterini siler...
 

  -Bir lazı cenazede nasıl teşhis edebilirsiniz?...
   Sadece o hediye getirmiştir...
 

  -İstanbul-Trabzon uçağında niçin film gösterilmiyormuş?...
   Film bitince uçaktakiler arka kapıdan çıkıyorlarmış...
 

 -Dolapta iskelet ne anlama gelir?...
  Laz saklambaç oynamış...
 

 -Rize'deki köpeklerin burnu neden basıktır?...
  Park etmiş otomobilleri kovaladıkları için...
 

  -Trabzon'da satılan su şişelerinin altında ne yazar?

   Cevap:Buradan açılmaz.

 


 

8/A SINIFI  ÖĞRENCİMİZ   ŞEVKİYE ÖNER 'DEN :

 

 MASALLAR

    

  AKILLI KÖYLÜ KAZI NASIL PAYLAŞTIRDI?


Eski zamanlardan birinde, bir köyde iki komşu yaşarmış. Bunlardan biri çok budalaymış. İki lafı bir araya getirip sohbet edemez, dünyada, çevresinde olup bitene akıl erdiremezmiş. Ama nasıl olmuşsa, parası da bolmuş. Yani dünyada bir sıkıntısı yokmuş.

Diğer komşu ise çok akıllıymış akıllı olmasına ama, bunun da hiç parası yokmuş. Hem de öylesine büyük bir yoksulluk içindeymiş ki, çocuklarına verecek ekmek bile bulamazmış. Bütün varlığı bir kazmış. Onu gözbebeği gibi korurmuş.

Fakat üç gün süren bir açlığın ardından kazını kesip çocuklarına yedirmek zorunda hissetmiş kendini. Yoksul komşu böylece kazı pişirmiş, çocuklarının önüne sofraya koymuş, ama ekmekleri yokmuş.

"Kazın bir kısmını ağaya götürürsem herhalde bana biraz un verir" diye düşünmüş ve kızarmış kazı tepsiye koyup soluk soluğa ağanın evine varmış.
"Ağam" demiş, "kızarmış kaz getirdim size. Lütfen kabul edin. Biraz un verirseniz karşılığında, memnun olurum."

"İki oğlum, iki kızım var. Karımla ben de varım. Bu kazı bizlerin arasında eşit olarak pay edersen sana mükafat veririm. Eğer iyi pay edemezsen yirmi beş değnek var" demiş ağa.
Yoksul köylü eline bir bıçak almış ve kazın kafasını kesip ağanın tabağına koymuş ve şöyle demiş:
"Ailenin başı sensin, kazın başı da senin."
Tavuğun gerisini kesip evin hanımına uzatmış:
"Evi koruyan, geri planda her şeyi kuran sensin."
Tavuğun bacaklarını kesip oğlanlara uzatmış:
"Babanızın yolundan gidin."
İki kanadı da kızlara vermiş
"Nasıl olsa bir süre sonra evlenip, kanatlanıp gidecekseniz."
Gövdesini de kendine almış:
"Biz köylüler ince işlerden anlamayız. Kazın kalan kısmı da benim olsun!"
Köylünün kazı bu şekilde bu pay etmesi ağanın çok hoşuna gitmiş. İnce zekalı ve espirili köylüye iki çuval un vermiş.
Köylü de hemen unları evine götürmüş, ekmek yapıp kazın yanında çocuklarıyla yemişler. Bütün aile bir güzel karnını doyurmuş.

 

  İYİLİK MASALI

Kafdağı'nın da ötesindeki masal ülkelerinden birinde harikalar diyarının kraliçesinin bir bebeği olmuş. Harikalar diyarının koruyucuları olan periler ve periler prensesi küçük bebeğin beşiğinin etrafına birikmişler.
Kraliçe etrafındaki perilere dönerek şöyle demiş:
"Bu küçük bebeğe en değerli olduğunu düşündüğümüz şeyleri hediye edin!"
Birinci peri uyuyan bebeğe eğilip şöyle demiş:
"Ben sihirli gücümle sana, görenin hayran kalacağı güzellik armağan ediyorum. Göz kamaştıracaksın!"
İkinci peri şöyle demiş:
"Sana öyle güzel ve derin mavi gözler armağan ediyorum ki, gördüğünü anlayacak, seni göreni büyüleyeceksin."
Üçüncü periye gelmiş sıra:
"Selvi boylu olacaksın. Senden daha güzel vücutlu kız olmayacak bu dünyada."
Dördüncü peri eğilmiş beşiğe:
"Çok zengin olacaksın. Hiç bir sıkıntın olmayacak."
Periler prensesi düşüncelere dalmış:
"İnsanların güzelliği geçicidir.Gözlerin, yüzün, vücudun güzelliği çiçeklere benzer. Yaşlanınca geçiverir. Zamanla rüzgar en biçimli palmiyeleri bile çarpıtır. İnsanlar, kendilerine zenginliğini dağıtmayanlardan nefret eder. Dağıtırsa kendi fakir olur. Sizin şimdiye kadar bu bebeğe verdikleriniz çok kalıcı olmadı bence."
"Peki ama başka ne verebilirdik ki?" diye sormuş periler.
"Ben ona iyiliği bırakıyorum" demiş periler prensesi. "Güneşin ne kadar mükemmel ve sıcak olduğunu bilirsiniz, ama onun ısıtacak toprağı olmasa sıcak bir kayadan ne farkı kalır? Kalbin saçtığı iyilik de güneşin ışığı gibidir; hayat verir. İyiliğin olmadığı güzellik, kokusu olmayan çiçek gibidir. İyiliğin olmadığı zenginlik bencillikten farksızdır. İyiliğin olmadığı aşk yok eder, kavurur. Sizlerin armağanları geçiciydi, iyilik ise kalıcıdır. Sonsuz bir kuyuya benzer. Ne kadar çok su çekersen, o kadar çok suyu olur, o kadar bereketli fışkırır. İyilik dünyada tek tükenmeyen şeydir."
Sonra periler kraliçesi uyuyan bebeğe doğru eğilmiş:
"Kalbin sıcak olsun, küçük bebek,iyi ol!"

 

  SERÇEYLE DÖRT YAVRUSU

Bir varmış bir yokmuş, bir anne serçe ve onun dört tane birbirinden şirin yavrusu varmış. Serçe sıcak yaz aylarında yuvasında yavrularını büyütüyormuş. Gündüzleri yavruları için yem topluyor, gün boyu bir kaç kez yuvaya dönüp küçükleri besliyormuş. Her geçen gün yavrularının büyüdüğünü, güçlendiğini görüyor ve seviniyormuş.
Sonbahara doğru yavrular artık iyice büyümüş, yuvada hoplayıp zıplamaya, kanatlarını denemeye başlamışlar. Bir gün yine kanatlarını denerlerken, birden çıkan rüzgar yaramaz yavruları alıp yuvadan uçurmuş.
Anne serçe, akşam döndüğünde yavrularını göremeyince çok üzülmüş. Onların artık uçabilecek kadar büyüdüğünü biliyormuş, ama hayata dair nasihatlar vermeden, onlarla vedalaşmadan gittiklerine çok üzülmüş.
Kış ayları yaklaştığında, anne serçe tarlada yem toplarken birden yanına doğru uçan dört küçük serçe görmüş. Yavrularını hemen tanımış. Birbirlerini kucakladıktan sonra anneleri onlara nasıl yaşadıklarını sormuş.
Önce en büyük yavrusu anlatmaya başlamış:
"Önce bahçelerde yaşadım, solucan topladım. Sonra kirazlar olurken kiraz yedim. Kirazdan sonra armutla beslendim. Karnım hiç aç kalmadı."
"Ay, yavrum" demiş serçe anne,"bu hayat çok tehlikelidir. Başkasına ait şeylerle yaşamaya alışanın başına kötü işler gelebilir."
Sonra bir sonraki yavrusu anlatmış:
"Ben konağın yakınında yaşadım. Zengin insanların artıklarını, ahırlarda hayvanlara verilen yemlerin kalıntılarını topladım. Karnım hep doydu, hem de çok iyi yemeklerle."
"Ay yavrum" demiş anne, "zenginliğin yanında yaşamak iyidir, ama zenginlikle birlikte alçaklık da hep orada olur. Bu hayat çok tehlikelidir."
Sonra üçüncü yavrusu anlatmış:
"Ben yol boylarında yaşadım. Orada hep bir şeyler bulunuyor. Onları topladım."
"Ay yavrum" demiş anne. "Yol boyları tehlikeli olur. Sen yem toplarken yaramaz çocuklar sana taş atabilir."
Sıra en küçüğe gelmiş:
"Anne, ben ormanda kaldım. Ağaçların dalları arasında yer buldum kendime. Kimseye zarar vermeden, kimseye muhtaç olmadan, özgür yaşadım. Kendi bildiğim gibi, kimseye bağlı olmadan yaşamak çok güzel. Hayatımdan çok memnunum."
"Yavrum" demiş anne. "En küçük olmana rağmen en akıllı senmişsin. Özgür olan, hayatta kimseye muhtaç olmayan, en mutlu hayatı bulacaktır. Senin hayatın diğerlerine de örnek olmalı."
 

 

  AT, TİLKİ VE ASLAN

At yaşlanmış. Yıllar boyunca efendisine hizmet etmiş etmesine, ama artık işe yaramadığı için, efendisi gözünün yaşına bakmadan atı kapı dışarı etmiş:

"Benden çalışmayana ekmek yok! Başının çaresine bak. Yaşayabilirsen yaşa. Seni bir şartla beslerim. Bana bir aslan getir. Yoksa gözüme görünme."

At, bu vefasızlığa çok üzülmüş. Artık hayatını tek başına vahşi ormanda sürdürebilecek kadar genç de değilmiş. Bu nedenle ormana gitmeye, hiç olmazsa huzur içinde ölebileceği bir köşe aramaya karar vermiş. Ormanda bir yandan ağlayıp bir yandan da gönlüne göre bir yer ararken karşısına tilki çıkmış:

"Niye ağlıyorsun at dostum?"
"Ah, ben ağlamayayım da kim ağlasın" diye içini çekmiş at ve olup biteni tilkiye anlatmış.

Tilki: "Sen işi bana bırak. Yapacağın tek şey şu ağacın dibine yatıp ölü numarası yapmak."

At yere yatmış, tilki de aslana gitmiş. "Aman sevgili dostum! Kısmet ayağımıza geldi! Ağacın altında bir at ölmüş. Kocaman da butları var. Bize bir hafta yeter. İstemez misin?"

"istemez olur muyum?" demiş aslan ağzı sulanarak. Ağacın dibinde atı görünce hemen parçalamak istemiş, ama tilki şöyle demiş:

"Bence senin mağaraya götürelim, orada yeriz. Ormanın ortasında yemeye başlarsak bir sürü rakip çıkar bize."

"Doğru, demiş aslan, ama nasıl götüreceğiz?"
"Atı senin kuyruğuna sıkıca bağlarım. Ardından çekersin."
"Tamam."

Tilki, atı aslanın kuyruğuna iyice bağlamış. Sonra da atın kulağına fısıldamış:
"Haydi dostum, bundan sonrası senin işin." At da ayağa fırladığı gibi dörtnala koşmaya başlamış. Tabii aslanı da arkasından sürükleyerek. O hızla aslanı efendisinin bahçesine kadar çekmiş. İhtiyar atın koca aslanı getirdiğini gören sahibi, yaptıklarından utanmış. Aslanı avlamış sonra da sevgili atına ölünceye kadar bakmış.


 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

bilegtdestekhaydikizlar yasasinokulegtdestek
 

TC. Kırklareli Valiliği Evrencik İlköğretim Okulu - 2006  Tüm hakları saklıdır.
Sitemiz en iyi 1024*768 çözünürlükte görüntülenir.
Tasarım: Seyfettin PALABIYIK - Mert TOKER

 

 

 

 
  Haberler
  Tarihçe
  Personelimiz
  Hedeflerimiz
  Atatürk Köşesi
  Okulumuzdan
  Mezunlarımız
  Başarılarımız
  Rehberlik
  Velilere Öneriler
  Resim Galerisi
  Siteyi Hazırlayan
  Ziyaretçi Defteri